De ki!

-bir ceset gibi- gömülü kalbim.

Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?

Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,

kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,

boşuna bunca yıl tükettiğim bu ülkede."

Konstantinos Kavafis 


De ki dağların kuşattığı ve karın eksik olmadığı bir coğrafyada yaşayan bahar yürekli çocuklara tutuldum!
De ki omuzlarında silah taşımak zorunda bırakılanlara kaydı gönlüm!
Her kuşatmada onlarla yenildim onlarla yendim!
Kaç kez öldüm kaç kez dirildim!
Onların inceliğine tutuldum!

Acı bir çiçek gibi boy verirken döşümde, düş kurdum, gülmeyi öğrendim!
Gül ki Hızır paşaların elinde karşı devrimci! Usumda bir karanfile su verdim!


De ki bir şarkı şimdi kimselerin bilmediği bir dilde en çok bizi söylüyor!
Yurdum yaralı!
İsmi yasak!
Anam korkmuş, babam tedirgin!
Yenilmiş yarın!
An teslim almış umudu!
Yürürken karanlıktan aydınlığa, kaç kez ağzı kapatılmış ağrının "bilinmeyen bir dilde" attığı çığlık duyulmasın diye!

De ki geçti o günler!
Artık ağrının çığlığı özgür, soluğunda bir fırtına büyüyor!
Yasaklanmış şarkıların çocukları, şimdi bir ülkeye yürüyorlar!
İsmi Kürdistan!

De ki demir tavında dövüldü bu kez!
Öfkeye umutla su verildi!
Bu yüzden yenilmez ve hep cüretkâr!
Bu yüzden buradayız işte!
Otağların kıskandığı çadırlar kurduk her yere!
Canlarım ellerinde fırçalar duvarları süslüyor!
İstanbul ışıl ışıl!
Duvarlarında aydınlık geleceğimiz yazıyor!

Bugün bir avuç! Yarın milyonlar!
Çünkü "su akar yatağını bulur!"
Yalnız değiliz bu yüzden! Bu yüzden hep kalabalık!
Çünkü insanın insanda, eşyanın tabiatta bir karşılığı var!
Bir karşılığı var kurduğumuz her cümlenin, gösterdiğimiz gayretin, döktüğümüz alınterinin!
Hasretin bir karşılığı var, giden vuslatı da götürmüşse beraber!

                                                                                                           İsmail Edre

0 yorum: