Barışın şarkısına ortak olun ve DTP’nin susturulmasına izin vermeyin!
Susmayın bugünlerde!
6 metrekareye hapsedilmek isteniyor bir ulus!
6 metrekarede tecrit edilmek istenen barışa duyduğumuz özlemdir.
Bu kadar yaklaşmışken barışa, dağlarından bahar inmişken memlekete, soluğu zemheri kokan savaş çığırtkanlarına teslim olmayın!
Susmayın bugünlerde!
Barışı söylüyor DTP… Barışın şarkısına ortak olun ve DTP’nin susturulmasına izin vermeyin!
Unuttunuz Uğur’u!
Unuttunuz Mehmet’i!
İbrahim’i unuttunuz!
En azından bu kez Ceylan’ı unutmayın!
Eğer unutursanız;
Utancı boynunuzda bir küfür olacak o on dört yaşındaki kız çocuğunun.
Bir gece uykularınıza girecek çocuğundan kalan parçaları eteğinde taşıyan bir anne…
Mayınlar siz sustuğunuz için konuştu çünkü…
Belki de bir gün sırf bu yüzden; ne zaman koşarak çıksanız merdivenleri, utanacaksınız bir çift ayağa sahip olmaktan!
Ne zaman yemek pişirseniz bir ocağın başında, bir eliniz tencerenin kulpunda, bir elinizde kaşık…
Elleriniz eşinden utanacak!
Ellerinizden utanacaksınız!
Yediğiniz ekmek dizilecek boğazınıza. İçtiğiniz su burnunuzdan gelecek!
Barışı söylüyor DTP ve DTP susarsa bir kez daha mayınlar, havanlar ve bilumum silah dile gelecek!
Bugün sustuğunuz için en olmadık zamanlarda eksiksiz bir bedene sahip olmak acıtacak canınızı…
Susmayın bugünlerde!
Ve unutmayın yaşadığımız geçmişi…
Unuttunuz Uğur’u!
Unuttunuz Mehmet’i!
İbrahim’i unuttunuz!
En azından bu kez Ceylan’ı unutmayın!
Unutur ve susarsanız eğer;
Gören gözleriniz vebaliniz, duyan kulaklarınız utancınız olacak!
Askere giden çocuklarınıza yazdığınız mektuplardaki hasret bir ömür hasret olarak kalacak!
Unutun vuslatları! Kavuşmak artık size haram!
Size haramdır artık ağız dolusu gülmek!
O ki İstanbul’a yağmur düşmüştür ve siz Diyarbakır’da barışa dokunmak için öldürülen Aydın Erdem’in çığlığını duymamışsınızdır.
O ki kan uykulardan uyanamamışsınızdır ve bir daha açılmamak üzere kapanmıştır 7 askerin gözleri…
Size uyku artık haram, bir ömür bir kâbusa gebesiniz!
Barışı söylemediğiniz için köyleri yakılan binlerce Kürt’ten bihaberseniz ve bu kirli tarihin tekerrür etmesine izin verecekseniz; artık sıcak size cehennemde dahi haram!
Soğuğu hissedemeyen ruhunuz utancın bataklığından çıkamayacak bir ömür!
Savaşta çocukları öldürülen anneler ayıplayacak sizi!
Boynunuzda kocaman bir yafta ile yaşayacaksınız…
SUSTU VE KANIN ORTAĞI OLDU!
Torunlarınız masal istemeyecek sizlerden çünkü sizin masallarınızın bileklerinden kan sızacak uykularına!
Sevmeyi unuttunuz!
Barışı söylüyor DTP ve DTP susturulursa, bu anlamsız sevmeme hali devam edecek sizlerde…
Sevmek ki dört kitapta kutsal!
Sevmek ki her şeye kadir!
Sevemediniz, mazlum bir halkı!
Sevmek yanında olmaktır ve dokunmaktır çoğu zaman!
Ne yanında oldunuz ne de acılarına dokundunuz o halkın!
Öğrenmezseniz eğer bir kardeş kavmi sevmeyi; artık size sevmek, sevgiliye dokunmak haram!
Susmayın bugünlerde!
Barışı söylüyor DTP ve DTP susturulursa eğer dağların koynundaki tüfekler çoğalacak…
Yeni ölümlerin önü açılacak…
Barışı söyleyenlere dağı gösterenlere dur demezseniz eğer;
Tek suçu İstanbul’da doğmamak olan 2 yaşındaki İbrahim bebek salık verecek bütün çocuklara: “Bunlardır yaşanan ölümlerin sebepleri, bu eller ki suskunun utancıyla kirlendi, bu ellere sevdirmeyin kendinizi!”
“Sevdirmeyin kendinizi!”
Ve siz sırf sustuğunuz için bir gün olur da en çok sevdiğinizi kaybederseniz bu savaşta, o gün kendi cehenneminizde bir başınıza üşüyeceksiniz hiç üşümediğiniz kadar!
6 metrekareye hapsedilmek isteniyor bir ulus!
6 metrekarede tecrit edilmek istenen barışa duyduğumuz özlemdir.
Bu kadar yaklaşmışken barışa, dağlarından bahar inmişken memlekete, soluğu zemheri kokan savaş çığırtkanlarına teslim olmayın!
Susmayın bugünlerde!
Barışı söylüyor DTP… Barışın şarkısına ortak olun ve DTP’nin susturulmasına izin vermeyin!
Unuttunuz Uğur’u!
Unuttunuz Mehmet’i!
İbrahim’i unuttunuz!
En azından bu kez Ceylan’ı unutmayın!
Eğer unutursanız;
Utancı boynunuzda bir küfür olacak o on dört yaşındaki kız çocuğunun.
Bir gece uykularınıza girecek çocuğundan kalan parçaları eteğinde taşıyan bir anne…
Mayınlar siz sustuğunuz için konuştu çünkü…
Belki de bir gün sırf bu yüzden; ne zaman koşarak çıksanız merdivenleri, utanacaksınız bir çift ayağa sahip olmaktan!
Ne zaman yemek pişirseniz bir ocağın başında, bir eliniz tencerenin kulpunda, bir elinizde kaşık…
Elleriniz eşinden utanacak!
Ellerinizden utanacaksınız!
Yediğiniz ekmek dizilecek boğazınıza. İçtiğiniz su burnunuzdan gelecek!
Barışı söylüyor DTP ve DTP susarsa bir kez daha mayınlar, havanlar ve bilumum silah dile gelecek!
Bugün sustuğunuz için en olmadık zamanlarda eksiksiz bir bedene sahip olmak acıtacak canınızı…
Susmayın bugünlerde!
Ve unutmayın yaşadığımız geçmişi…
Unuttunuz Uğur’u!
Unuttunuz Mehmet’i!
İbrahim’i unuttunuz!
En azından bu kez Ceylan’ı unutmayın!
Unutur ve susarsanız eğer;
Gören gözleriniz vebaliniz, duyan kulaklarınız utancınız olacak!
Askere giden çocuklarınıza yazdığınız mektuplardaki hasret bir ömür hasret olarak kalacak!
Unutun vuslatları! Kavuşmak artık size haram!
Size haramdır artık ağız dolusu gülmek!
O ki İstanbul’a yağmur düşmüştür ve siz Diyarbakır’da barışa dokunmak için öldürülen Aydın Erdem’in çığlığını duymamışsınızdır.
O ki kan uykulardan uyanamamışsınızdır ve bir daha açılmamak üzere kapanmıştır 7 askerin gözleri…
Size uyku artık haram, bir ömür bir kâbusa gebesiniz!
Barışı söylemediğiniz için köyleri yakılan binlerce Kürt’ten bihaberseniz ve bu kirli tarihin tekerrür etmesine izin verecekseniz; artık sıcak size cehennemde dahi haram!
Soğuğu hissedemeyen ruhunuz utancın bataklığından çıkamayacak bir ömür!
Savaşta çocukları öldürülen anneler ayıplayacak sizi!
Boynunuzda kocaman bir yafta ile yaşayacaksınız…
SUSTU VE KANIN ORTAĞI OLDU!
Torunlarınız masal istemeyecek sizlerden çünkü sizin masallarınızın bileklerinden kan sızacak uykularına!
Sevmeyi unuttunuz!
Barışı söylüyor DTP ve DTP susturulursa, bu anlamsız sevmeme hali devam edecek sizlerde…
Sevmek ki dört kitapta kutsal!
Sevmek ki her şeye kadir!
Sevemediniz, mazlum bir halkı!
Sevmek yanında olmaktır ve dokunmaktır çoğu zaman!
Ne yanında oldunuz ne de acılarına dokundunuz o halkın!
Öğrenmezseniz eğer bir kardeş kavmi sevmeyi; artık size sevmek, sevgiliye dokunmak haram!
Susmayın bugünlerde!
Barışı söylüyor DTP ve DTP susturulursa eğer dağların koynundaki tüfekler çoğalacak…
Yeni ölümlerin önü açılacak…
Barışı söyleyenlere dağı gösterenlere dur demezseniz eğer;
Tek suçu İstanbul’da doğmamak olan 2 yaşındaki İbrahim bebek salık verecek bütün çocuklara: “Bunlardır yaşanan ölümlerin sebepleri, bu eller ki suskunun utancıyla kirlendi, bu ellere sevdirmeyin kendinizi!”
“Sevdirmeyin kendinizi!”
Ve siz sırf sustuğunuz için bir gün olur da en çok sevdiğinizi kaybederseniz bu savaşta, o gün kendi cehenneminizde bir başınıza üşüyeceksiniz hiç üşümediğiniz kadar!
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder